Single Blog

EGEMEN KAYA İLE İÇ MİMARLIK ÜZERİNE KEYİFLİ BİR RÖPORTAJ

BLOG

SAN’DIK Köşesinde bu ay, ‘’Egemen Kaya İçmimarlık Proje Tasarım ve Uygulama’’ firmasının kurucusu İçmimar Egemen Kaya bizimle birlikte.

Egemen Kaya, öncelikle sizi tanımak isteriz. Eğitiminizden ve bugüne kadarki kariyerinizden bahseder misiniz?

Hacettepe Üniversitesi İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’ne 2000 yılında yetenek sınavı ile ikinci olarak girdim. Üniversite hayatım her anlamda çok renkli geçti. Güzel bir çevremiz vardı, hocalarımızın her biri çok kıymetli insanlardı, bize hep farklı bakış açılarıyla bakmayı, görmeyi, ufkumuzu genişletmeyi empoze ettiler. Her birimiz hayatın renk skalasında birer tonuz ve bir araya geldiğimizde rengârenk bir yelpaze çıkıyor ortaya. Bu mantaliteyle yetiştiğimizden kimse birbirini rakip görmezdi, aramızda iyi ya da kötü yoktu, kendimizi geliştirmek ve fayda sağlayabilmek için hep bir çabamız vardı. Çalışıp kendi projelerimi üretmeye ve ürettirmeye öğrencilik yıllarımda başladım ve şu anda kullanmış olduğum programlara hâkimiyetim ciddi anlamda arttı. 2004 yılında mezun olduktan kısa bir süre sonra meslektaşım olan eşim Nilüfer ile evlenerek hayalini kurduğumuz ne varsa tek tek gerçekleştirmek adına birlikte bir yola çıktık. İlk işimiz EGEMEN KAYA İÇMİMARLIK PROJE TASARIM UYGULAMA adı ile kendi firmamızı kurmak oldu ve sonrasında yaptığımız, tasarladığımız her işe önce kendimizi inandırarak, ortamı iyice soluyup yaşayarak sahip çıktık. Bence bu sahiplenme yani yapacağımız mekânı bizimmiş gibi düşünerek yola koyulmak bizi biz yaptı ve otomatikman kişinin hayallerini dinledikten sonra ihtiyacına, beklentisine, konforuna cevap veriyor olduk. Biz 2 kişilik bir ekip olarak geldik bugünlerimize, şu an çocuklarımızla 4 kişilik büyük bir ekibiz. Şaka yapmıyorum onlar da yaratıcılığımızın büyük bir parçasını oluşturuyor. Müşterilerimize sunduğumuz hizmette, aile olmanın samimiyetini ve güvenirliliğini hep avantaja dönüştürdük. Bugün 11 yıldır biriktirdiğimiz sıcacık ve kocaman bir çevreye sahibiz.

Türkiye’de içmimarlık sektörü hakkındaki düşünceleriniz neler?

Türkiye de maalesef içmimarlık mesleği biraz yavaş ilerliyor. Hala tam olarak ne sağladığımızı bilmeyen insanlar var ama son zamanlarda içmimar olarak ortaya çıkardığımız detaylarda kendimizi iyice hissettiriyoruz, bu da sektörde içmimarın lüks değil geleceğe yönelik her adımı düşünen bir ihtiyaç olduğu gerçeğini güçlendiriyor.

İçmimarlık mesleğini nasıl seçtiniz?

Ben meslek lisesi motor bölümü mezunuyum aslında. İçimde güzel sanatlara karşı hep bir ilgi ve yetenek vardı. Bir yandan resim çizip heykel yapıyordum, kendimi nasıl geliştiririm diye araştırırken Güzel Sanatlar Fakültesi’ne giden bir arkadaşım kesinlikle üniversite tercihimi güzel sanatlara yapmam gerektiğini söyledi. Hemen üniversite ve bölümleri araştırmaya başladım. Önce yetenek sınavına girmem gerektiğini öğrenince Gürsoy Sanat Kursu’na gittim. Ali İhsan Hoca ilk kayıt olduğum gün içmimarlık bölümünü tercih etmemi önerdi, çizgimin yatkın olduğunu belirtti hatta aileme derece ile kazanamazsam bu mesleği bırakacağını söylemişti. 1 yıl karakalem resim konusunda teknik ve teorik eğitim aldıktan sonra yetenek sınavını rahatlıkla derece ile kazanarak Hacettepe’ye kayıt yaptırdım. Yani bilinçli olarak seçtiğim bir bölüm oldu.

Sizce iç mekân tasarımı lüks mü?

İç mekân tasarımı kesinlikle lüks değil, ihtiyaç meselesidir.

Türkiye’de içmimarlık sektörü hakkındaki düşünceleriniz neler?

Türkiye de maalesef içmimarlık mesleği biraz yavaş ilerliyor. Hala tam olarak ne sağladığımızı bilmeyen insanlar var ama son zamanlarda içmimar olarak ortaya çıkardığımız detaylarda kendimizi iyice hissettiriyoruz, bu da sektörde içmimarın lüks değil geleceğe yönelik her adımı düşünen bir ihtiyaç olduğu gerçeğini güçlendiriyor.

Tasarımlarınızda vazgeçilmezleriniz neler?

Öncelikle doğal ve kaliteli malzemeyi kusursuza yakın bir işçilik ile birleştirmek. Masif ahşap, ayna, mermer ve pirinç… Bu ürün grubunun her türlü kombinasyonunu kullanmayı seviyoruz. Kendimize ait proje ve uygulamalarımızda bize özgü kullandığımız detaylar vardır; bu proje Egemen KAYA’ dan çıkmış derler bizi takip edenler. Tabi ki keyif verici bir geri dönüş bu.

En gözde projem …… dediğiniz ya da sizi en çok heyecanlandıran projeniz hangisiydi?

Bakü’de yapmış olduğumuz bir tiyatro projemiz vardı, çizimi tasarlarken çok heyecanlanmıştık. Dönemsel geçişler içeren gerçekten zor bir projeydi, klasik bir tasarım. Bu proje ile sergilere katıldık, ödül aldık. Detay çözümleri, klasik formlara hâkim olmak ve yapılabilirliğini anlayıp anlatmak gibi birçok detayımız vardı. Zaten biz bütün projelerimizde öncelikle uygulanabilir olmasına dikkat ediyoruz tasarımlarımızın.

Teona’daki tasarım sürecinizden bahseder misiniz?

Teona örnek daire projemiz açıkçası bizi zorlamadı. Ana amacımız yaşayan bir ev yapmaktı, sanki kendi evimizi tasarlar gibi düşündük ve uyguladık. En zevkli yanı da zaten bu.

Teona’daki tasarımınızda nelerden ilham aldınız?

Hayata dair deneyimlerimizden ve birikimlerimizden. Bu zamana kadar yaşadığımız, gördüğümüz, kafamıza kazıdığımız ne varsa. Birçok parça görüntüyü kendimize, müşteriye ve mekana göre işlevlendiriyoruz. Bütüne baktığınızda sonuç güzelse olmuş demektir.

Çözüm ortaklarınızı nasıl seçiyorsunuz?

Bizi anlayacak ve isteklerimize cevap verebilecek, oturup birlikte tasarımımızı daha da geliştirebileceğimiz ve detaylara çözüm üretebileceğimiz kişi ve kuruluşlarla çalışıyoruz. Kendimizi iyi ifade ettiğimizde işin mutlu çıkması kaçınılmaz oluyor. Her iş ve iş birliğimiz geleceğe yapılmış iyi bir yatırım ve deneyimdir bizim için.

Arcora Mobilya ile yolunuz nasıl kesişti?

ARCORAMobilya ile yolumuzun kesişmesi çok eski yıllara dayanmıyor aslında belki 5 yıllık bir perspektifin içerisinde kalır mazimiz. Yapmış olduğunuz işleri ve kurumsallaşma sürecini her zaman takip ve takdir ediyorduk kendi içimizde. En son Teona projemiz için bir araya geldik ve bize çözüm ortağı oldunuz; tasarımlarımız şahane bir imalatla buluştu. En sevdiğimiz yönünüzü soracak olursanız kesinlikle güzel enerjiniz deriz ve öyle görünüyor ki bu birlikte yakaladığımız sinerjiden daha çok güzel işler çıkaracağız.

Türkiye’de tasarım trendleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bizde tasarım trendleri yurt dışındaki projelere göre geriden geliyor. Bizce bu durum iyi aslında; gelişmeleri önceden görüp özümseyerek, kendimize uyarlayarak trendlere hakim olabiliyoruz. Ancak, trend dediğiniz akım çok hızlı değişiyor ülkemizde. Bizim yapmış olduğumuz projeleri incelerseniz, her dönemin trend detaylarından alıntılar göreceksiniz. Genel olarak bulunduğumuz zamansal süreçte sabit kalmayı sevmiyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz neler?

Meslek adına yeni arkadaşlarımıza şunları söyleyebilirm;

1. İlk önce diplomanızı alın ve meslek odanıza kayıt olun.
2. Bir İçmimar olarak mesleğinize sahip çıkın.
3. Deneyim kazanın, zihniniz berrak ve yeniliklere açık olsun.
4. Pratik olun, uygulamayı iyi bilin. Siz işin nasıl uygulandığını bilin ki hem ekiplerinize hem de müşterilerinize anlatabilesiniz.
5. Karsınızdaki kişiyi ve işi iyi anlayın ve projeyi iyi özümseyin. 
6. Kendi projenize bir sanat eseri gibi davranın. 
7. Doğru insanlarla iş ortaklığı kurun.
8. Kendinize ve ortaya çıkardığınız işe inanın.

ARCORA ailesi içinde eklemek istediklerim; sizinle çalıştığımız her alanda varlığınızdan ve kurduğumuz dostluktan büyük haz aldık, emeğinize sağlık… Her şey için teşekkürler.