Single Blog

ÇAĞDAŞ EV DEKORASYONU

BLOG

Akademiden​…
Prof.Dr.Can Mehmet Hersek’in kaleminden…
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Can Mehmet Hersek Arcora Garage Academy eğitmenlerindendir…

Çağdaş ev dekorasyonu ile ilgili bir kaç söz…

Günümüzün çağdaş ve bilinçli insanı artık mutlu ve uzun yaşamın nasıl sağlanabileceği konusunda düşünmektedir. Bu çerçevede beden sağlığı için beslenmesinden, iş ve yaşam tarzına varan geniş bir çerçevede günlük faaliyetlerini sorgulamaktadır. Örneğin diyetisyenlik önem kazanmış ve kişiler artık gereksiz kilo almaktan kaçınmakta, dengeli beslenmenin yollarını aramakta, spor yapmakta ve sağlıklı yaşamın nasıl sağlanabileceğini araştırmaktadırlar. Bu çerçevede yoğun iş stresinin etkilerinin nasıl azaltılabileceği de tartışılmakta olup artık pek çok kişi doğa yürüyüşleri, yoga ve meditasyon yapmaya yönelmiştir.

Ancak göz ardı edilen veya daha az kişinin farkında olduğu bir olgu daha bulunmaktadır. Yaşamımızın önemli bir bölümü de evlerimizde geçmektedir. Evlerimiz çalışmayan ev hanımları için ne kadar önemli ise çalışan bireylerin de dinlenme ve streslerinden arınmaları açısından da bir o kadar önemlidir. Aslında Japonya ve Çin gibi uzak doğu ülkelerinde bu olgu binlerce yıl önce farkedilmiş ve “Feng-Shui” felsefesi ve zen bahçesi gibi bir takım kurallar ve uygulamalar oluşturulmuştur. Ancak takdir edileceği gibi bu felsefelerde modern yaşamın anlayış ve kavramları ile de her zaman örtüşmemektedir. Bu durumda artık her aydın insanın kendi evindeki atmosferi değerlendirme zamanın da geldiği ifade edilebilir. Unutmayalım ünlü İngiliz politikacı Winston Churchill bir beyanatında “biz mekanları biçimlendiririz ama bu mekanlarda bizi biçimlendirir” demiştir.

​​​​​​Yukarıdaki düşünceler çerçevesinde hepimizin yaşamımızın en önemli mekanı olan evimiz hakkında aşağıdaki soruları sormamız gerektiğini söyleyebiliriz. İlk sorumuz stres üzerine olmalıdır. Örneğin evimiz ve içindeki mekanlar stresimize katkıda bulunuyormu, bize tam bir dinlenme olanağı sağlıyormu, konforlumu veya ergonomik mi? Takdir edileceği gibi bu soruları arttırmak da mümkündür. Ancak bu noktada akla gelen konu çözüm yolu ve yolları için bir mimar olarak bazı öneriler sunmak görevimizdir.

Kanımca herkesin evinin öncelikle kullanıcının kişiliğini ve kültürünü yansıtması gerekir. Bir başka anlatımla kişiliğimize ve yaşama şeklimize uygun, duyarlı bir ev yaratmamız bizi mutlu edecektir. Düzen ve yaşam biçimimize uygun tasarım, ev dekorunun bileşenleri olup bunların farklı biçimdeki kullanımı ile de evlerde kullanıcının kişiliğini yansıtan özelleştirilmiş bir dekorasyona sahip olunabilir. Öyle ise ilk iş olarak kişiliğinizin bilinciyle sizi rahatsız eden durumları veya mutluluk sağlayan ortamları tanımlamanız gerekir. Hatta sizin ev kavramından beklediğiniz özellikleri belirlemenizi önerebiliriz. Sevdiğiniz ve hoşunuza giden atmosferleri oluşturan detayları saptadıktan sonra evinizi tasarlarken bu unsurlara mutlaka yer vermeniz doğru olacaktır. Örnek verirsek sanata olan duyarlılığınız, doğaya olan özleminiz, temizlik ve düzen tutkunuz, pratik yaşam veya lüks düşkünlüğünüz bunların hepsi de önemlidir. Ayrıca sizin konforlu, güzel ve estetik değerleri yüksek bir ev ortamı için mekanların dekorasyonunda hangi unsurlar bulunmalı, sorusunu mutlaka yanıtlamanız gerekir.

Böylece tasarım yaklaşımınızın genel ilkeleri belirlenecek olup artık evinizi klasik, rustik, art deco, oryantalist, retro, modüler veya aklımıza gelecek herhangi bir stilde döşeyebilir ve ek aksesuarlarla da dekore edebilirsiniz. Bu noktada çağdaşlık kavramının modernizm kaynaklı kübik, prizmatik yalın çizgilerle oluşan mobilyaları çağrıştırmakta olduğunun altı çizilmelidir. Özetle karmaşık ve akışkan formlar ile çağdaşlık pek de örtüşmemektedir. Ancak genel yaklaşımların belirlenmesi yeterli değildir. Evlerimizdeki işlevsel alanlarının her biri de ayrı ayrı çalışılmak suretiyle dekore edilmelidir. Söz gelimi oturma odasının döşenmesinde en önemli unsur oturma kanapesi ve koltuklardır. Bu durumda oturma odasının size göre işlevi nedir, siz burada zaman geçirirken çoğunlukla sohbet mi edeceksiniz, kitap mı okuyacaksınız yoksa televizyon mu izleyeceksiniz ya da bu etkinlik türlerinin hepsini de birliktemi gerçekleştireceksiniz? Özetle kanapelerin stili dışında işlevsel yanları daha da önem kazanmaktadır. Bu çerçevede koltuğun tasarım stili dışında işlevsel görevi yani yalnızca oturulan veya hem oturulan ve hemde yatılan özellikte mi olacağı sorusunun yanıtlanması önemlidir. Aslında çağdaş mobilya tasarımlarının esnekliği vurgulaması da beklenmektedir. Bir başka anlatımla mobilyalar birden fazla durumda kullanılabilmektedir. Üstelik bu farklı kullanımlar için geliştirilmiş detay ve eklentiler mobilya ile bütünleşik bir halde üretilmektedir. Örneğin artık şezlonglar, kanepeler ve koltuklar bardak sehpalarına veya kitap raflarına bile sahip olabilmektedir. Ayrıca günümüzün kanape ve koltuklarının pek çoğu ayarlanabilir bir başlığa yada sırtlığa ve gerektiğinde kaldırılarak açılan bir ayak dayama bölümüne sahiptir. Böylece bu elemanlara değişik oturum biçimlerine göre hareket ve şekil alma kabiliyeti sağlanmıştır. Bir başka anlatımla koltuk ve kanapeler en uygun ergonomik koşulu sağlayan bir yapıda üretilmektedir. Bugün oturma elemanlarına sonradan eklenen gövdeden bağımsız sırt dayama yastıkları da özel tasarımları ile koltuğu kullanan kişinin tercihine göre farklı konumlarda konfor arttırıcı bir unsur olabilmektedir. Daha da geliştirilmiş örneklerde mobilyalara ortam aydınlatmasının da entegre edilebildiği de gözlenmektedir. Günümüzde bu oturma elemanlarının yüzey kaplama malzemeleri düz keten, kanvas veya deri olabilir. Oturma takımlarından köşeler oluşturulurken kübik ve düz çizgilere sahip masa ve sehpalarla kombine edilebilirler. Yukarıda da açıklanmış olduğu gibi koltuk kaplama kumaşı seçiminde de yaşam ve kullanım biçimleri dikkate alınarak karar verilmelidir. Yoğun ve hor kullanılan oturma elemanları mutlaka daha dayanıklı silinebilir türdeki alkantra ve benzeri kumaşlar ile kaplanmalıdır.

Tasarım problemimiz evlerimizin önemli mekanlarından olan yemek odası veya köşesinin düzenlenmesi olduğunda ise bir yemek takımı iskemlelere ile birlikte komple bir takım olarak seri üretimlerden seçilerek alınabilir. Ancak bizim önerimiz tek yemek masası olarak üretilmiş örnekler arasından kişisel beğeniye uygun seçim yapılarak masa ile uyum sağlayacak yemek sandalyelerinin sizin kullanım durumunuza göre belirlenmesidir. Eğer yemek masasında uzun süreli oturma ve sobet etme söz konusu ise iskemlelerin koltuğa yaklaşan konforda rahat olması önem kazanacaktır. Halbuki hazır iskemlelerin pek çoğu kısa süreli oturumlar için tasarlanmış olup rahatsız elemanlardır. Bu seçimde bank tarzı yan yana birden çok kişinin kullanabileceği tasarımlar da tercih edilebilir. Yemek takımının asıl önemli seçim kriteri ise esneklik faktörü olmalıdır. Çağdaş tasarım yemek takımlarında masalarının gerektiğinde açılan bölümler ile büyütülebilir veya katlanarak küçültülebilir olması beklenmektedir. Kullanılabilir m2 alanınıza bağlı olarak yemek köşenize yemek takımlarının konulacağı bir büfe, vitrin ve raflar gibi birkaç öğe daha ekleyebilirsiniz. Özetle çok sayıda seçenek vardır. Ancak bu noktada başarınız seçim kriteriniz ortamın sağladığı duygulara bağlı olduğu da unutulmamalıdır. Söz gelimi ortamın sizde ilham verici, canlandırıcı, romantik, dinlendirici veya rahatlatıcı olarak tanımlayabileceğimiz hangi duygusal etkiyi sağlamasını istersiniz. Bunu sağlayacak ana enstürümanlar ortamda yer alan duvar, tavan ve zemin gibi yapısal elemanlar ile mobilya, tablo ve aksesuar gibi hareketli tefriş elemanlarının renk, malzeme ve yüzey dokularına ait fiziksel özelliklerdir. Bu noktada duvara sürülen boyaya ait rengin, mobilyadaki kaplama malzemesinin hem renk ve hem de dokusunun bizlerde uyandırdığı algısal etki önemlidir. Örnek verirsek ortamın bizlerde uyandırdığı sıcak / soğuk, yumuşak / sert veya canlılık / dinginlik gibi etkiler önem kazanmaktadır. Bu etkiler mutlaka bilinçli olarak önceden tasarlanılarak amacımıza veya beklentimize uygun olarak oluşturulmalıdır.

Konu ortamın sağladığı duygu olunca yatak odasının mimari dekorasyonu daha da önem kazanmaktadır. Burada kişisel seçeneğe yer yoktur kriterler aşağı yukarı herkes için aynıdır. Öncelikle yatak odası sizi dinlendirmeli, ruhunuzu beslemeli ve duygularınızı sakinleştirmelidir. Günümüzde kentlerde yaşayan insanların bir sorunu da uykusuzluktur. Oysa uyku sağlık için ve tabi ki verimli bir çalışma hayatı için önceliklidir. Demek ki yatak odamız bizi bir sonraki güne hazır hale getirecek huzur verici ortamı sağlamalıdır. Burada konu edilen, ideal ortamın anahtarı mekanın olabildiğince doğal, açık ve pastel renklerde duvar, tavan ve zemin kaplamalarına sahip olması, konforun hissedildiği bir detayda tasarlanmış yatak mobilyalarının yumuşak etkili yastık ve nevresimlerle kaplanmış bulunmasıdır. Yatağın kenarındaki başucu komodinlerinde yer alan aydınlatma abajurları dahil tüm aydınlatma elemanlarının şiddeti ayarlanabilir sarı tonlardaki hafif ışığı sağlar olması arzu edilen loş ve dinlendirici ortamın oluşması açısından önemli olduğu belirtilebilir. Bir diğer öncelikli husus da uyku mekanlarında yaydıkları istenmeyen radyasyon nedeniyle bizi huzursuz edecek televizyon, bilgisayar gibi herhangi bir elektronik aygıtın yer almamasıdır.

Sözlerimizi özetlemek istersek; çağımızda ev dekorasyonlarında yaygın olan kanıya aykırı olarak çağdaş başarılı bir ev dekorasyonun ölçütü mobilyaların mimari üslupları bunların kalitesi, yada bir birleri ile uyumu gibi kriterlerden daha çok kullanıcının yaşam tarzına uygunluk durumu olmalıdır. Burada kullanıcıların gündelik ev içi eylemlerine bağlı olarak işlevselik, konfor ve esneklik (birden fazla kullanıma uygunluk) gibi kavramların ne kadar sağlanabildiği önemlidir. Son söz olarak evimizde ne yapmak istiyorsak onu en az stresle en konforlu olarak yapmamızı sağlanmışsa yani mutlu isek bu dekorasyon en başarılı dekorasyondur.